3 Nisan 2017 Pazartesi

Hapı Yutmak Deyimi Nereden Gelir?





  Sultan 4. Murad zamanında, içki ve tütün gibi afyon yutmak da yasaktı. Sultan’ın hafiyeleri bir gün kendisine gelerek, Hekimbaşı Emir Çelebi’nin afyon tiryakisi olduğunu ve yasağa rağmen, afyon yutmaya devam ettiğini haber verir. Sultan Murad, bu habere çok öfkelenir ve “Hekimbaşı da afyon yutarsa, halk ne yapmaz,” der.
Bir vakit sonra Sultan Murad, Hekimbaşı Emir Çelebi ile satranç oynadığı sırada birdenbire, “Cebinde ne varsa boşalt Çelebi!” diye kükrer. Meğer Hekimbaşı, entarisinin ceplerinde her vakit bir miktar afyon taşırmış.
Hekimbaşı, gammazlandığını anlar anlamasına ama cebindekileri de bir bir ortaya döker. Cebindeki bir hokkayı Sultan’a göstererek, “Bunun içindekiler, zararsız hâle getirilmiş afyondur Sultan’ım, sakın aklına kötü bir şey gelmesin. Hap bunlar hap!” der. Sultan da, “Madem öyle, yut bakalım o hapları” diye, emir verir.
Hekimbaşı, afyonların en keskininden olduğunu bile bile, hepsini tek tek yutar. Sonra da, hizmetkârından bir kadeh buzlu şerbet isteyip, üstüne içer. Az zaman sonra da ölür. Böylece günümüzde hala kullanılan hapı yutmak deyimi ortaya çıkar.

29 Mart 2017 Çarşamba

Osmanlı’nın ABD'yi Vergiye Bağladığı Antlaşma





    Trablus Antlaşması veya ABD - Osmanlı Sözleşmesi, 4 Kasım 1796 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan antlaşmadır. 1783 senesinde, Avrupa standartlarına göre henüz çok yeni bir denizci devlet olan Amerika Birleşik Devletleri, denizlerde tek başına ABD bayrağı ile gezmeye başladı. 25 Temmuz 1785 tarihinde, Atlas Okyanusu'nda Cadiz açıklarında, bu yeni ABD bayrağını taşıyan ilk gemi Cezayir açıklarında Osmanlı gemileri tarafından saldırıya uğradı ve ele geçirildi. Bu gemi, Boston limanına bağlı, Kaptan Isaak Stevens'in idaresindeki Maria adlı bir gemiydi. Bu olayın hemen ardından, Philadelphia limanına bağlı, Kaptan O'Brien'in Dauphin adlı gemisi de aynı akibete uğradı. 1793 yılının Ekim ve Kasım aylarında 11 Amerika Birleşik Devletleri gemisi daha Osmanlıların eline geçti. Amerikan Kongresi, 27 Mart 1794 tarihinde, Osmanlı denizcilerine karşı koyacak güçte savaş gemileri inşa edilmesi ya da satın alınması için, Başkan George Washington'a 700.000 altına yakın harcama yetkisi verdi. Böylelikle Osmanlı İmparatorluğu'nun oluşturduğu deniz tehdidine karşı ABD, ilk donanmasının temellerini atmış oldu. Fakat buna rağmen ABD'nin gemileri Osmanlı gemilerine karşı zayıf kalıyordu. Bunun sonucunda 5 Eylül 1795 tarihinde ABD, bu tehdide karşı Osmanlı İmparatorluğu'na bir anlaşma teklif etmek zorunda kaldı. Osmanlı da bu anlaşmayı kabul etti. Bu anlaşmaya göre Osmanlı, Cezayir'de bulunan ABD'li esirleri ABD'ye iade edecek. ABD de Osmanlı'ya, Atlas Okyanusu'nda ve Akdeniz'de ABD sancağı taşıyan hiçbir gemiye dokunulmaması karşılığında, bir defaya mahsus 642.000 altın ve yılda 12.000 Osmanlı altını (21.600 dolar) ödeyecek. Dili Türkçe olan ve 22 maddeden oluşan bu anlaşma, Amerika Birleşik Devletleri adına Joseph Donaldson ve Osmanlı adına Cezayir Beylerbeyi Cezayirli Hasan Paşa, nam-ı diğer Hasan Dayı tarafından imzalandı. Bu, ABD'nin iki yüzyılı aşkın tarihinde, yabancı bir dille imzaladığı tek anlaşması olduğu gibi, yabancı bir devlete vergi ödenmesini kabul eden tek ABD belgesidir. ABD, 22 maddelik bu antlaşmaya 1818 senesine kadar bağlı kalmıştır. 

10 Haziran 2016 Cuma

KENDİNİN DÜŞMANI



İnsanı hataya sürükleyenlerin aslında bir zamanlar en değer verdiği şeyler olması ne kadar garip değil mi, çünkü o hatalar ve yanlışlar değer verdiklerin için yapılıyor ama sen bunu göremiyorsun yada görmezden geliyorsun; kulakların duymuyor, gözlerin görmüyor sanki, aslında hem işitip hem de görüyorsun ama o anki durumda  bütün bunlar sana doğruymuş gibi geliyor, hatanın farkına bile varamıyorsun.
Sevmek ve sonunda aşık olmak insanın görüş açısını oldukça kısıtlayan duyguların başında geliyor sanki ilk akla gelen şeyler bunlar galiba. Birinin akışına kendini kaptırıyorsun ve birde bakmışsın ki onun hayatında; düşleriyle, hisleriyle, duygularıyla, acısıyla, tatlısıyla birlikte yaşıyorsun tabiki de  bazı yanlış olan şeyler sana doğru gelecektir. Onun yaptığını düşünmeyecek, yapsa bile bir şekilde farklı bir amaç için yaptığına kendini inandıracaksın ve böylece aslında doğru gibi görünen yanlışlar senin ilişkinde birikerek sonunda bir yerden  patlak vererek size zarar verecek bundan emin olabilirsin her şey güzel giderken elbette bunu göremiyeceksin taki düşünmeye başladığın ana kadar. Tabi bu bir örnek daha farklı şekillerde de değer verilen  şeyin seni hataya sürükleyeceğini görmek mümkün herkesin hayatındaki değerler ve hatalar farklılık gösterebilir ama sonuç olarak söylenmek istenen şey sevmek, aşık olmak, değer vermek bunlar insanın doğasında olan şeyler kimse bunun önüne geçipte bir şeyleri engelleyemez, engelleyebildiğini düşünebilir ancak eninde sonunda bu döngünün içinde bulacaktır kendini burada yapılası en doğru şey yaşanmışlıkları bir kenara atmayıp orada yapılan hatalar ve görmezlikten gelinen şeylerin tekrarını yapmamaktır.

 Söylediğim gibi insanın doğasında  var elbet bir yerde aynı hataları yapmaya başlayıp döngünün içine gireceksin bu durumda yapman gereken en makul şey eskileri hatırlayıp hataları en aza indirmeye çalışmak olacaktır belki zor olacak ama denemekten asla vazgeçmezsen mükafatını zaten almış olacaksın.

KENDİNİN DÜŞMANI